
24.12.2025
2025 Türkiye Ekonomisi Değerlendirmesi
2025 yılı küresel ekonomisinde büyüme ortamı birçok belirsizlikle şekillenirken, OECD gibi uluslararası kuruluşlar dünya genelinde büyümenin yaklaşık %3,2 civarında gerçekleşeceğini öngörmektedir.
Bu büyüme, küresel ticaret ve üretimdeki toparlanma çabalarını gösteriyor.
Türkiye ekonomisi de bu çerçevede küresel gelişmelerden etkilenmekle birlikte, IMF verilerine göre 2025’te yaklaşık %3,5 büyüme beklentisini koruyarak pozitif bir performans göstermektedir.
Üçüncü çeyrek büyümesi %3,7 seviyesinde gerçekleşti.
İç talepte canlılık sürerken, imalat sanayiinde siparişlerdeki yavaşlama ve sektördeki güveni gösteren PMI endeksinin 50 eşik değerinin altında kalması, üretim tarafında daha temkinli bir görünüm oluşturdu.
Yılın ikinci yarısıyla birlikte fiyat artış hızında yavaşlama gördük.
Enflasyon %31 seviyesine kadar geriledi; ancak üretici maliyetleri üzerindeki baskı devam ediyor.
İş gücü piyasası güçlü seyrini korudu; işsizlik %8,5’e gerilerken, istihdam 32,8 milyon kişiye yükseldi.
Bütçe tarafında harcama baskısı belirginleşti; ekim ayında bütçe açığı 223 milyar tl olarak gerçekleşti.
Dış ticarette, ihracattaki sınırlı artışa karşın ithalat daha hızlı seyretti ve 10 ay sonunda dış ticaret açığı genişleyerek ocak-ekim döneminde yüzde 13,3 arttı.
Cari açık ise, yılın ilk dokuz ayında 14,9 milyar dolara ulaştı.
Genel çerçevede 2025; ılımlı büyümenin, fiyat artış hızındaki yavaşlamanın ve dirençli iç talebin öne çıktığı bir yıl olarak tamamlanıyor.
Önümüzdeki dönemde temel öncelikler; fiyat istikrarının güçlendirilmesi, bütçe disiplininin korunması, ihracatta katma değerin artırılması ve işletmelerimizin dijital ve yeşil dönüşüme uyumunun hızlandırılması olmalıdır.
2026 beklentileri
2026 yılında ise küresel ekonomi açısından belirsizliklerin ve dönüşümün birlikte hissedileceği bir dönem öngörülüyor.
OECD verilerine göre; 2026’da küresel büyümenin %2,9 seviyesinde kalması öngörülüyor.
ABD–Çin rekabeti, Avrupa’daki artan savunma harcamaları ve bölgesel gerilimler; ticaret ve tedarik zincirlerinde dalgalanmaların süreceğine işaret ediyor.
Dijitalleşme finans sektöründe etkisini artırıyor.
Merkez Bankası’nın dijital para projeleri, Stabilcoin uygulamaları ve yeni ödeme altyapıları; 2026’da daha parçalı ve daha oynak bir finansal yapıyı beraberinde getirebilir.
Belirsizlik arttıkça yatırımcıların altın ve gümüşe yönelmesi yönündeki beklenti güçleniyor.
Türkiye ekonomisi açısından ise 2026 yılı; dengeli ama dikkat gerektiren bir görünüm sunuyor.
Büyümenin 2026 sonuna doğru %4 civarında gerçekleşmesi, ihracattaki toparlanma ve verimlilik yatırımlarının katkısıyla dengelenebilir.
Sıkı para politikasının etkisiyle enflasyonun yıl sonunda %25 seviyelerine doğru gerilemesi bekleniyor.
Kredi maliyetlerinin yüksek kalması işletmeler açısından daha temkinli finansal planlamayı gerektirecek.
Enerji tarafında yenilenebilir kaynaklara yönelim hızlanırken yapay zekâ destekli üretim uygulamalarının yaygınlaşması, sanayide verimlilik artışını daha belirgin hale getirecek.
Bu dönüşüm, nitelikli iş gücüne duyulan ihtiyacı daha da artıracak.
Genel olarak 2026; risklerin dikkatle yönetilmesi gereken, ancak doğru stratejilerle önemli fırsatların yakalanabileceği bir yıl olacaktır.
Teknolojiyi üretime entegre eden, dış pazarlara uyum sağlayan, finansal dayanıklılığını güçlendiren işletmelerimiz bu süreçten avantajlı çıkacaktır.
Türkiye risk raporu
Uzmanlar tarafından hazırlanan 2026 Türkiye Risk Raporu’na göre; ülkemiz, ekonomik sorunlar ile toplumsal sorunların birbirini beslediği bir döngünün içinden geçiyor.
Küresel ölçekte korumacılığın artması, AB’nin karbon düzenlemeleri, enerji güvenliği ve yapay zekâ alanındaki yarış; Türkiye’nin dış şartlarını zorlaştırıyor.
Ulusal ölçekte ise risklerin büyük bölümü toplumsal…
Güven kaybı, eşitsizlik, yoksulluk ve beyin göçü öne çıkıyor.
Ekonomik risklerin yansıdaki ilk 10’da olmaması, toplumsal olarak derinleşen sorunların artık ekonomik göstergelerin bile önüne geçtiğini, toplumun geleceğe dair kaygılarının daha çok sosyal alanlarda yoğunlaştığını gösteriyor.
İş dünyasında ise; yeniliklere direnç yerine uyum ve fırsat arayışına geçildiğini görüyoruz.
Bu rapora göre kısaca Türkiye’nin önceliği; ekonomik istikrarı pekiştirmek, toplumsal güveni yeniden inşa etmek ve teknolojik dönüşümü kararlılıkla tamamlamaktır.
Sakarya ekonomisi
2025 yılında ilimiz ekonomisi daralmadı ancak tempolu bir büyüme de sergilemedi.
Şehir ekonomisi olarak ayakta kalma, istihdamı koruma ve kontrollü büyüme çizgisinde ilerledik.
SGK’nın 2024–2025 dönemine ilişkin verileri de, Sakarya ekonomisinin mevcut koşullar içinde ılımlı ama istikrarlı bir seyir izlediğini gösteriyor.
2024 yılı eylül ayı itibariyle aktif sigortalı sayımız 332 bin 737 kişi iken, 2025 yılı eylül ayı itibariyle 339 bin 507 kişiye yükselmiş durumda.
Yani, bir yıl içinde yaklaşık 6 bin 770 kişilik bir artış var, oran olarak baktığımızda ise yaklaşık %2’lik bir büyüme görüyoruz.
Odamızda açılan ve kapanan şirket sayılarına baktığımızda 2025 yılında açılan şirket sayımız 1.527 olurken kapanan şirket sayımız da 548 olarak gerçekleşmiştir.
Geçtiğimiz yılla kıyasladığımızda açılan şirket sayısında yüzde 6’lık bir düşüş kapanan şirket sayısında yüzde 1,5 oranında bir artış söz konusudur.
Odamızın faaliyetleri
Odamız, 2025 yılında da yoğun, üretken ve güçlü bir çalışma temposu ortaya koydu.
Üyelerimizin ihtiyaçlarına yönelik pek çok eğitim programı, ziyaret ve toplantı gerçekleştirdik.
Meslek komitelerimizin ve kurullarımızın çalıştaylarından çıkan sonuçlara yönelik çalışmalar yürüttük, süreçleri titizlikle takip ettik.
Üyelerimizden gelen her talep ve her sorun için hem yerel yönetimlerle hem de merkezi kurumlarla aktif temaslarda bulunduk.
Öne çıkan bazı çalışmalarımız:
Taraklı fenerli konağımızda dijital merkezi kurduk. Bir yılda 200’e yakın eğitim vererek önemli bir kapasite oluşturduk.
Türk Ticaret Bankası’nın şehrimize yeniden kazandırılması için girişimlerde bulunduk ve banka odamızda faaliyete başladı. Mart ayında da yeni banka şubesinin açılışını yapacağız.
Üniversite–sanayi iş birliği kapsamında düzenlediğimiz demoday, gfast ve cowork etkinlikleriyle girişimcilere ve startup ekosistemine destek olduk.
Şehrimizin kültürel hafızasına katkı sunmak amacıyla her yıl çıkardığımız yayınlara “Sakarya’nın Harfleri” ile bir yenisini ekledik.
Şehrin tüm erkleri milletvekillerimiz siyasilerimiz ve valimizle yaptığımız mutabakat neticesinde Geyve Gıda İhtisas OSB ve jeotermal kaynaklı OTB için çalışmalarımızı başlattık.
Lojistik ve bilişim OSB süreçlerimiz devam ediyor. Bunların haricinde herhangi bir OSB çalışmamız yoktur.
2026 SATSO Hedefleri
2026 yılını, odamız açısından üretimde verimliliği artıran ve dijital dönüşümü hızlandıran adımların ön plana çıkacağı bir dönem olarak planlıyoruz.
Bu doğrultuda oda kampüsümüzde model fabrika “Dijital Dönüşüm Üretimde Verimlilik Merkezi”nin bahar aylarında temellerini atacağız.
2026 yılını Sakarya iş dünyası olarak verimlilik dijital dönüşüm yılı olarak değerlendireceğiz.